Hepatit B Aşısı
May 5, 2010 Bulaşıcı Hastalıklar, Koruyucu Hekimlik
Avrupa ülkelerinde Hepatit B taşıyıcılığı çok düşükken, Asya ve Afrika’da bu oran oldukça yüksektir. Bu bölgelerde bulaÅŸma anne karnında ya da bebeklik döneminde edinilir. Ülkemizin de içinde bulunduÄŸu OrtadoÄŸu ve DoÄŸu Avrupa grubunda taşıyıcılık oranı yüz kiÅŸiden 7’si ÅŸeklindedir.
Hepatit B’den korunmada pasif korunma olarak bilinen yöntem, hastalığa bağışıklık kazanmış olan kiÅŸilerin kanlarından elde edilmiÅŸ serumdur.
Aktif korunma ise değişik hepatit türlerinin kombinesi ile hazırlanmış aşıdır. Aşılanan kişide hafif ateş gibi reaksiyonlar görülebilir.
Tags: aktif koruma, aşılama, hepatit, hepatit b aşısı, hepatit b korunma, pasif koruma
FDA Prostat Kanseri Aşısını Onayladı
May 4, 2010 Koruyucu Hekimlik, Sağlık Haberleri
Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi FDA, Prostat kanserini önlemek için hazırlanan Provenge isimli ürünü onayladı. Prostat kanserinden korunmak için bağışıklık sistemini güçlendiren aşı prostat kanseri ile mücadele edecek. Ancak ürün tam anlamı ile tedavi edici bulunmuyor. Tedavide kemoterapi yerine daha iyi bir yaklaşım olduğu söylenmekte. Labarotuar ortamında denekler üzerinde yapılan araştırmalar aşının kullanıldığı deneklerin kullanmayanlara oranla 4 ay daha uzun yaşadığını gözler önüne serdi.
Tags: fda, prostat, prostat kanseri aşısı, Prostat Kanseri;, provenge
YAŞLILIKTA ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR
May 3, 2010 Genel sağlık, Koruyucu Hekimlik
Yaşlılarda hastalıklar sık görülmekle birlikte, hastalıklar ilerleyen yaşın doğal ve kaçınılmaz sonucu değildir. Yani yaşlılıkta sağlık sorunlarında yaş tek belirleyici değildir. 65 yaş ve üzeri kişilerin çoğunda bir veya daha fazla hastalık bir arada bulunmaktadır. Bu yüzden hastanede daha uzun zaman bakım gören kişileri ileri yaşlardaki bireyler oluşturmaktadır.
Yaşlılarda tam olarak tek bir organ sistemi ya da rahatsızlığa bağlı olmayan sorunlara rastlanabilir. Baş ağrıları, iştah yokluğu, baş dönmesi, halsizleşme, nefes alma güçlüğü, seste kısılma ve öksürük, göğüs ağrısı, kitle varlığı, ishal ya da kabız olma, idrarla ilgili sorunlar ve kanamalar iyi değerlendirilmelidir. Belirtiler yaşlılıktandır diye geçiştirilmemeli, doktorun kontrolüne bırakılmalıdır. Belirtiler önemli rahatsızlıklara işaret ediyor olabilir.
Tags: yaşlılarda hastalıklar, yaşlılarda sağlık sorunları
Yaşlılıkta Enerji ve Besin Öğeleri Gereksinimi -III-
Nis 23, 2010 Koruyucu Hekimlik, Sağlıklı Beslenme, Sağlıklı Yaşam
Yaşlılarda susama hissi azalmaktadır. Bu nedenle yeterli sıvı tüketimi olmaz. Bu durum böbreklerin idrar üretme yeteneğini kısıtlar, ilaç kullanımının da etkisi ile sık idrara çıkılıp, az tüketimle vucutta su tutulmaz ve vucudun sıvı dengesi bozulur. Yaşlılarda önerilen günlük su tüketimi 8-10 bardaktır. Susama hissedilmese bile yaşlılar bu miktarı tüketmelidir. Tüketim böbrekleri sağlıklı tutar, kabızlığı önler. Yeterli miktarda sıvı alınması sindirimi de kolaylaştırmaktadır. Yaşlılar sıvı tüketiminde artan alkol tüketimine yoğunlaşabilirler. Yaşlılığın getirdiği ağrıları hafifletmek, uyku sorunları ile daha kolay mücadele etmek, sıkıntılarını gidermek için su tüketimi yerine alkole yönelebilirler.
Tags: beslenme ve yaşlılık, yaşlı beslenmesi, yaşlı kalori ihtiyacı, yaşlılar nasıl beslenmelidir.
Yaşlılıkta Enerji ve Besin Öğeleri Gereksinimi -I-
Nis 20, 2010 Genel sağlık, Koruyucu Hekimlik, Sağlıklı Beslenme
Yaşlılıkta bireylerin, gençlerin tükettiği besin öğelerine biraz farklı miktarlarda gereksinmeleri vardır. Sağlık sorunlarının varlığı, ilaç alımı, besin öğelerinin yeterli tüketimini etkileyebilmektedir. Yaşlılıkta birkaç besin öğesine özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir. Bunlar; protein, kalsiyum, D vitamini, C vitamini, demir, A vitamini, folik asit, B12 vitamini, çinko ve sudur. Posadan zengin besinlerin yeterli tüketilmesi sindirime yardımcı olacak ve kabızlık gibi sorunları önleyecektir.
Tags: yaşlı beslenmesi, yaşlı kalori ihtiyacı, yaşlılar ve karbonhidrat, yaşlılar ve protein, yaşlılarda besin gereksinimleri, yaşlılarda beslenme
Yüksek Tansiyonda Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve İlaçsız Tedavi
Nis 14, 2010 Kalp ve damar hastalıkları, Koruyucu Hekimlik, Sağlıklı Yaşam, Tedaviler

Kan Basıncı seviyesi yüksek – normal olan ve ilaç tedavisi uygulanması gereken kiÅŸileri de kapsamak üzere bütün hastalarda, uygun koÅŸullar oluÅŸtuÄŸunda, hayat tarzı ile ilgili tedbirler alınması ÅŸarttır. Bunun amacı kan basıncını düşürmek, diÄŸer risk faktörlerini ve klinik durumları kontrol altına almak ve daha sonra kullanılması gerekebilecek antihipertansif ilaç sayısını ve dozunu azaltmaktır.
Kan basıncını yani tansiyonu veya kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini düşüreceği kabul edilen, tüm kişilerde uygulanması gereken hayat tarzı ile ilgili tedbirler şu şekilde sıralanmaktadır;
Tags: hayat tarzı değişiklikleri, hipertansiyon, hipertansiyonda ilaçsız tedavi, tansiyonda ilaçsız tedavi, yüksek tansiyon, yüksek tansiyonda dikkat edilmesi gerekenler
Kemik Erimesinde Denge Egzersizleri
Nis 8, 2010 Diyet ve Egzersiz, Genel sağlık, Koruyucu Hekimlik, Sağlıklı Yaşam, İskelet Sistemi
Denge egzersizleri ile ilgili yapılan araştırmaların sonucu, bu egzersizlerin her iki cinsiyette de düşmeleri yarı yarıya engellediğini göstermiştir.
Denge egzersizlerinin pek çok çeşidi olmasına karşın özellikle kemik erimesi olanlarda yoga pozisyonu denilen yerde oturur pozisyon, ayakta kollar yanda topuklar birbirine yapışık eğilip kalkma pozisyonu ve tek bir ayak üzerinde durma pozisyonları önerilmektedir.
Denge egzersiz pozisyonlarında 30 saniye ve bir dakika arasında, duruşu korumak ve tekrarına yönelmek gerekir. Ayrıca yerde bulunan bir çizgi üzerinde dengeyi bozmadan yürümekte aynı şekilde denge pozisyonları arasında önemli bir pozisyondur.
Tags: denge egzersizi, kemik erimesi, kemik erimesinde egzersiz, osteoporzda egzersiz
Menapoz Sonrası Kemik Erimesi
Nis 8, 2010 Genel sağlık, Kadın Sağlığı, Koruyucu Hekimlik, İskelet Sistemi
Kemik erimesinin en çok görülen tipidir. Tip 1 adı ile anılmaktadır. 50 yaşından, 75 yaşına kadar olan kadınlarda yumurtlamanın durması ile ortaya çıkar. Kemik kaybı aslında sürekli ilerleyen bir durumdur ve menapoz öncesinde başlamıştır. Bütün kadınların dörtte birinde menapoz sonraı kemik erimesi görülür.
Menapozla birlikte kadınlık hormonunun üretimi tavaşladığından kemikte bozulmalar artmakta, vücudun kalsiyumu kullanma süreci değişmekte ve tiroid bezi hormon üretimini azaltmaktadır. Bu nedenle omurlarda ve kalça kemiklerinde zayıflama meydana gelerek, kırılma riskini arttırır.
Menopoz sonrası ostrojen eksikliği kemik erimelerini beraberinde getirirken, bu durumu etkileyen başka faktörler de vardır. Tiroitte hormon üretiminin azalması, beslenme düzeninin farklılaşması, fiziksel aktivitelerin azalması, menopozun kemik yoğunluğunu azaltması ve yeni kemik üretiminin azlığı bu faktörlerdendir.
Tags: kemik erimesi, kemik erimesinin nedenleri, menapoz sonrası kemik erimesi, menopozda osteoporoz