Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?
Tem 9, 2010 İnsan Psikolojisi
Obsesif Kompulsif Bozukluk obsesyon ve kompulsiyonları içeren bir kaygı bozukluğudur. Zihinde tekrarlayan düşünce, dürtü veya imgeler obsesyon, obsesyonlar sonucu oluşan motor davranışlar ise kompulsiyon olarak nitelendirilmektedir.
Obsesyonlar istenmeyen, rahatsız edici, gerçek olmayan düşünce, duygu ve imgelerdir. Klinik anlamdaki obsesyon, herhangi birinin sevdiği birini ya da hayallerini tekrar tekrar düşünmesinden farklıdır. Obsesyonlar zihne zorla girer, kaygı uyandırır ve genellikle korkutucu imgeleri ya da agresif dürtüleri içerirler. En çok görülen obsesyon türleri mikrop ya da hastalık kapma korkusu, vücut salgılarından iğrenme, bir işi tam yapamamış olma düşüncesi, bir suç işleme ya da birine zarar verme korkusu, küfür etme ya da uygunsuz bir söz söyleme korkusu, dine uymayan ya da cinsel içerikli düşüncelerden korkmayı içerir.
Tags: el yıkama, kapı kontrol etme, kompulsiyon, Obsesif Kompulsif, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir, obsesyon, takıntı
DEPRESYON
Haz 24, 2010 İnsan Psikolojisi
Depresyon sık görülen, tekrarlayıcı, tedaviye iyi yanıt veren, tedavi edilmediğinde ise kronikleşme ihtimali yüksek, intihar gibi ağır sonuçları olabilen bir duygudurum bozukluğudur.
Depresyonun semptomlarını, duygudurumda elem-keder yönünde artış, düşünce içeriğinde değersizlik ve yetersizlik, düşünce akışında yavaşlama, psikomotor alanda bastırma veya nadiren duygu sömürüsü, uyku düzeninde ve iştahta değişiklikler, cinsel alanda aktivite azalması veya sorunları oluşturmaktadır.
Tags: depresyon, depresyon kimlerde olur, depresyon nedir, depresyonun belirtileri
Anne Sütünün Psikolojik Yararları
Haz 21, 2010 Çocuk sağlığı, İnsan Psikolojisi

Kadınlar; bebeğin doğumuyla beraber anne rolünü de edinmiş olurlar. Bu nedenle, annelerin bebek doğduğunda birden çok rol beklentisine göre davranış göstermeleri ve bir çok ilişki türüne cevap vermeye hazır olmaları gerekmektedir.
Emzirme, bebeğin ruhsal gelişimi için son derece önemlidir. Emzirme, anne bebek arasındaki sevgi bağını ve iletişimi güçlendirir. Bununla birlike emzirme, kadının annelik güdüsünün gelişmesine de yardımcı olur. Bebeğe dokunmak anneyi rahatlatır, gevşetir, bebeği ile yakınlaşmasını sağlar ve bebeğine bakarken kendine güveni gelişir. Bebeğin beslenme ihtiyacını ve rahatını sağlayan anne başarı duygusu yaşar.
Tags: anne, anne sütü, anne ve bebek, emziren kadın psikolojisi, emzirmenin önemi
DOĞUMA YÖNELİK KORKULARIN AZALTILMASI
Haz 19, 2010 Kadın Sağlığı, İnsan Psikolojisi
Doğum korkusu özellikle hiç doğum yapmamış kadınlarda görülen ve gebeliğin devamını olumsuz yönde etkileyen duygusal bir problemdir. Doğum korkusunda tedavinin amacı gebelik boyunca gerginlik ve endişenin azaltılması, anne-babalığa geçişi destekleme, doğum öncesi dönemde annenin sağlığını korumaktır. Ciddi doğum korkusunun tedavisinde psikoterapi kullanılabilir.
Doğuma yönelik korkuların azalmasında gebelik ve doğuma ilişkin bilgi verilmesi ve doğum ağrısıyla baş etmede gevşeme tekniklerinin öğretilmesi bakımından doğum öncesi hazırlık sınıfları çok önemlidir. Korkuların azalmasında, kadınların aile üyeleri veya sağlık personeliyle korkularını paylaşmalarımn etkili olduğunu saptamıştır.
Tags: doÄŸum, doÄŸum korkusu, doÄŸum korkusu tedavisi, doÄŸum korkusundan kurtulma
Otistik Çocukların Duygusal Tepkileri
Haz 5, 2010 Çocuk sağlığı, İnsan Psikolojisi
Otistik çocuklarda özel korkular bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse ayakkabısı canını acıttığı için ömür boyu ayakkabı giymek istememesi gösterilebilir. Çevresindeki insanlarla iletişim kuramayan otistik çocuklarda bu tip davranışlar oldukça uzun sürebilmektedir. Otistik çocuklar tehlikelerin genellikle farkında olmazlar. Yüksek bir duvar üzerinde korkusuzca yürüyebilmekte ya da karşıdan karşıya aniden geçebilmektedirler. Bu tür davranışlar çocuklar için büyük bir tehlike arz etmekte ve her an yaralanmalara ya da kazalara neden olabilmektedir. Genellikle 2–6 yaş arasındaki çocuklar bu tehlikelerin farkında değildirler fakat yaşları ilerledikçe sosyal kuralları öğrenmeye yönelik istekleri olacağından tehlikelere karşı daha duyarlı hale gelebilmektedirler.
Tags: otistik çocugun duyguları, otistik çocuk, otistiklerde duygusak tepkiler, otistiklerde öfke nöbetleri, otizm
Üstün Zekalı Çocukların Bilişsel Özellikleri
May 28, 2010 Çocuk sağlığı, İnsan Psikolojisi
Üstün zekalı çocuklar doğumlarını izleyen kısasüre içinde çevrelerinde olan olaylara, duydukları ve dokundukları nesnelere çok daha fazla ilgi gösterir. Dikkatlerini kolayca toplayarak uzun süre koruyabilirler. Yaşın ilerlemesi ile dikkat yoğunluğu süresi artar. Hevesli ve meraklı olmaları, öğrenme istekleri sebebiyle karşılaştıkları problemler üzerinde akıl yürütebilir ve kavramlar meydana getirebilirler.
Akıcı düşüncelere sahiptirler. Ezberleme ve bunları uzun süre koruyabilme yetenekleri vardır. Geniş kelime bilgilerinin yanısıra okumayı genellikle kendi başlarına öğrenirler. Sayıları severler. Zamanı küçük yaşlarda kavrarlar. Başladıkları işleri bitirmeyi ve başkalarının kendilerine bilgi vermesinden hoşlanırlar.
Tags: üstün zeka, üstün zekalı çocuklarda beyin faaliyetleri, üstün zekalı çocuklarda bilişsel faaliyetler
Obsesif Kompülsif Bozukluk Tipleri
May 20, 2010 İnsan Psikolojisi
Obsesif Kompulsif bozukluğu olan hastalar sergiledikleri belirtilere göre 4 gruba ayrılırlar. Bu gruplama yıkama, şüphe, saf obsesyon ve obsesyonel yavaşlıktır.
Yıkama grubunda olan hastalar, kirlenme, hastalanme ve mikroplanma korkusu ile yıkama ve yıkanma davranışı sergilerler. Bu kişilerde genel kullanıma açık tuvaletlerden kaçınma, para gibi dolaşımda olan nesnelerle temas etmeme, kişilerle el sıkışmama, merdiven trabzanı, kapı kolu gibi araçlardan yardım almama davranışları sıktır.
Tags: obsesif kompülsiyon, obsesyon, obsesyon tipleri, takıntı
Hastaneye Yatmanın Çocuk Üzerinde Etkisi
May 18, 2010 Tedaviler, Çocuk sağlığı, İnsan Psikolojisi
Hastalıkların yapısının ve nedenlerinin kavranması çocuklarda ancak erken ergenlik döneminde oluşur. Bu yaştaki çocuklar hastalık, nedenleri ve tedavi yöntemlerini anlayabilirler. Ancak daha küçük çocuklar hastalıkları ve birbiri ile ilgisi olmayan belirtileri anlayamaz ve bağlantı kuramaz.
Hastalanan ve hastaneye yatırılan çocuklarda bir gerileme dönemi görülür. Çocuğun yatırılması, beslenmesi, temizlenip giydirilmesi tıpkı bebeklik döneminde olduğu gibidir. Çocuk kendi başına yapabildiği şeyleri yardımla yapmaya başlar ve özgürlüğünün kısıtlandığı izlenmini oluşturur. Bebekliği yeni aşmış bir çocukta uyum daha kolay olur diye düşünülebilir. Ancak durum tam tersidir. Çocuk bebekliği yeni terketmiş ve yeni beceriler edinmiştir. Fakat bu beceriler birdenbire elinden alınır. Çocuk korkuya kapılır.
Tags: çocukta hastane korkusu, hastaneye yatmanın çocukta etkileri