Güneş : Dost mu, Düşman mı ?

Her yıl milyonlarca insana cilt kanseri teşhisi konuluyor. Cilt kanser ve hastalıklarının en büyük nedenlerinin başında ise güneşten korunmama ve direkt güneş ışığına maruz kalma geliyor. Aslında cildin güneşten korunabilmesi için pek çok seçenek var, ancak insanlar güneşi tehlike olarak algılamıyor ve hastalıklara davetiye çıkarıyor. Güneş içerdiği D vitamini ile vücudumuza gerekli ancak zararları yararlarının çok önüne geçebiliyor.

Güneşten korunmak için öncelikle kulandığımız giysilerin kumaşlarına dikkat etmeliyiz. Koyu renkli giysiler açık renkli giysilere, sentetikler pamuklulara göre daha zararlı kabul ediliyor. Aynı şekilde ıslak kumaşlar, kuru kumaşlara oranla zararlı. Seçilen giysi ve şapkaların mümkün olduğunca sık dokunmuş ancak hafif kumaşlardan üretilmesi gerekiyor.

Güneş kremleri sanıldığı gibi kozmetik ürünler değil sağlık için gereksinimdir. Güneşe çıkmadan önce mutlaka güneşe karşı koruyucu olan kremler sürülmelidir ve bu kremlerin koruyuluğu en az 15 faktör olmalıdır. Güneş koruyucu mümkün olduğunca kalın bir tabaka olarak sürülmelidir. İnce bir tabaka ile kalın bir tabaka arasında yüzde 50 civarında bir koruma farkı ortaya çıkmaktadır. Çok terliyorsanız ya da suya girecekseniz suya dayanıklı bir güneş kremi seçmelisiniz. Güneş kremlerinin pek çoğu anında etkili değildirler. Bu yüzden güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce sürülerek cilt tarafından emilmesi sağlanmalıdır. Gerektiği durumlarda krem tazelenmelidir.

Devamı »

Kız Çocuklarında Ergenlik Dönemi

Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkin bir birey olmaya geçiş yapılan, gelişme ve büyümenin hızlandığı,ayrıca psikolojiyi etkileyen bir süreçtir. Çocukluktan gençliğe olan geçişteki fiziksel değişikliklerle birlikte duygusal olarakta farklılıklar yaşanır ve çevreye uyum konusunda bir yetişkinin özellikleri alınmaya başlanır. Ergenlik dönemi hayatın diğer tüm evrelerinden zor olan, hızlı değişikliklerin yaşandığı ve çocuğun baş etmekte zorlandığı bir dönemdir.

Ergenlik döneminin tam olarak ne zaman başladığı konusunda belirli bir çizgi yoktur. Bazı uzmanlar 8 yaşından itibaren gözle görülmeyen bazı gelişmelerin olduğunu ve ergenliğin bu noktada başladığını, bazı uzmanlar boyun uzamasının kriter alınması belirtirlerken, en ortak ergenlik belirtisi yaklaşık 12 yaşlarında görülen ve cinsiyet özelliklerini gösteren özelliklerin belirginleşmesidir.

Devamı »

Antioksidan nedir?

Sağlıklı ve uzun yaşam söz konusu olduğunda en çok kullanılan sözcüklerden biri de antioksidandır. Vücudumuzda doğal yaşam işlevlerinin devamını sağlayan biyolojik olaylar esnasında, içinde bulunduğumuz çevre nedeni ile etkilendiğimiz sigara, hava kirliliği, güneş gibi etkenler yüzünden, kullandığımız ilaçlar sonucu oluşan ve hücrelere zarar veren maddelere serbest radikal denmektedir.

Serbest radikalleri etkisiz hale getiren maddeler ise antioksidan olarak adlandırılmaktadır. Antioksidanlar dışarıdan alınabildiği gibi vücut tarafından da üretilirler. Yaşın ilerlemesi ile üretim azalmakta ve kişiye yetmemekte böylece serbest radikal miktarında da artış oluşturmaktadır. Hücrelerin yapısını bozan bu maddeler tümör oluşumu, kalp damar hastalıkları, bağışıklık çöküşleri, eklem ve romatizmal hastalıklara sebep olabilmektedir.

Devamı »

Stres Uykuyu Nasıl Etkiler?

Stres, bir uyaranla karşılaştığımızda beynimiz tarafından başlatılan bir durumdur. Stres taş devrinden beri insan hayatındadır. Mağara adamının yaşadığı stres onu tehlike ve uyaranlara karşı tetikte tutmaya yararken bugün bizlerin yaşadığı şekli sağlımızı etkileyen, bizi motive edip başarıya yöneltmekten çok kızdıran bir alışkanlıktır.

Öncelikle stresin vücudumuzda ne değişiklikler yaptığına bakalım ;

Stres oluşturacak bir uyaranla karşılaştığımız zaman adrenalin hormonumuz artar ve bu da sinir sistemimize bir baskı kurarak kas gerilimini arttırır ve dikkatimiz açılır. Adrenalinin yükselmesi ile tansiyon ve kan şekeri düzeyleri ile solunum sayımızı şiddetli şekide fazlalaştırır. Beyin dalgaları dikkat ve duyu keskinliği içine direr.

Devamı »

Doğum Öncesinde Emzirmeye Hazırlık

Bebeğin ne şekilde besleneceği konusu doğumöncesi dönemde kararlaştırılması gereken bir konudur. Böylece anne eğer emzirmeye karar vermişse bunun eğitimini doğum gerçekleşmeden önce alabilir. Anne emzirmenin faydaları konusunda bilgilendikten sonra emzirme teknikleri konusunda bilgilendirilir. Anne emzirme eylemini doğal olmayan, kirli ve çok fedakarlık isteyen bir durum olarak değerlendiriyorsa yararlarına rağmen emzirmek istemeyebilir. Bazı kadınlarda ise emzirme güdüsü ancak doğum gerçekleştikten sonra ortaya çıkar. Bu nedenle emzirmek istemeyen bir kadın doğumdan sonra emzirmeye de karar verebilir. Doğumdan önce emzirmek isteyen bir anne adayı ise çeşitli problemlere rağmen emzirmede başarı sağlamaktadır.

Devamı »

Kanser ve Sigara

Dünya genelindeki ölüm nedenlerinin içinde birinci sırayı Akciğer kanseri almaktadır. Erkeklerde ikinci, kadınlarda ise üçüncü sırada görülen bir tümördür. Tüm kanser ölümlerinin yüzde 18’i akciğer kanseri nedeniyledir. Akciğer kanseri görülme sıklığı kadınlarda erkeklere oranla daha hızlı artış göstermektedir. On yıllık bir dönemde erkeklerde %14,3 bir artışa karşılık, kadınlarda %81 artış olmuştur. Bu sonuçlarda sigara içme alışkanlıklarında değişmenin rolü olduğu düşünülmektedir. Görülme sıklığı yaşla artmaktadır.

Akciğer kanseri kanser ölümlerinde başlıca faktör olmaya devam etmektedir. Çoğunlukla sigara kullanımı ile ilişkili olmakla birlikte, akciğer kanserinin altında yatan genetik yatkınlık şüphesi üzerine de yoğunlaşılmıştır.

Devamı »

Kansere Bağlı Yorgunluk Nedir?

Kanser tedavisinin en yaygın ve yıkıcı yan etkilerinden biri yorgunluktur. Yorgunluğun birçok tanımı yapılmıştır . Kansere bağlı yorgunluk Hastalık süresince direkt veya indirekt meydana gelen uzun süreli stres nedeniyle genel halsizlik, bitkinlik ve enerji eksikliği gibi nesnel duygularla karakterize bir durum olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel, bilişsel ve duygusal fonksiyonları etkileyebilen çok boyutlu, kişisel bir olay olduğu görülmektedir.

Kansere bağlı yorgunluk her zaman yapılan işlevleri engelleyen kanser veya kanser tedavisi ile ilişkili olan yaygın, sürekli yorgunluk hissidir. Bu yorgunluk genellikle geçici olan ve dinlenmekle hafifleyen her gün yaşanan yorgunluktan farklıdır.

Devamı »

Diabet

Şeker hastalığına tıp dilinde Diabetes Mellitus olarak adlandırılmaktadır. Havuz anlamındaki diabetes ve tatlı, bal anlamı taşıyan mellitus kelimelerinin birleşimi ile oluşmuştur. Hastalık ilk defa Kapadokyalı hekim Aretheaus tarafından adlandırılmıştır. Diyabetiklerde kangreni ilk defa tanımlayan ise İbni Sina’dır. 1679’da diabetiklerin idrarında, 1779’da kanında şeker olduğu tespit eidlmiştir. Paul Langerhans 1890 yılında diyabet hastalığının pankreasta bulunan beta hücrelerinin hasar görmesi ile oluştuğunu ispat etmiştir. Binlerce yıl ölümcül bir sorun olan hastalık insülin kullanımının başlaması ile sadece kronik bir hale gelmiştir. hastalık haline dönüşmüştür.

Diyabet, psikiyatrik ve psikososyal yönleri de olan bir hastalıktır. Hastalık fiziksel sorunlarının yanı sıra; ruhsal, duygusal, psikoseksüel, eş/partner ilişkilerinde bir dizi sorun ve çatışmaları gündeme getirmektedir. Kan şekeri ve düzensizlikleri beyni ve ruhsal işlevleri etkileyebilir, aksine ruhsal ve duygusal durum da kan şekerini etkileyebilmektedir.

Devamı »