Vajinal Enfeksiyon Neden Olur? Vajinal İltihaplanmada Risk Faktörleri

Tüm kadınlar vajinal enfeksiyonların oluşması konusunda risk taşımaktadır. Bazı etkenler bu riski arttırıcı nedenlere sahiptir.

Vajina içinin yıkanması, doğal yapının bozulmasına neden olur. Bu durum mikroorganizmaların artışına ve zararlı olanlarının daha üst üreme organlarına ilerlemesine sebep verir. Vajina içinin yıkanması doku direncini düşürür ve enfeksiyona açık hale getirir.

Hijyen kurallarına uyulmaması başka bir risk faktörüdür. Dış üreme organlarının temizliğine özen gösterilmemesi, temizliğin anüsten vajinaya doğru yapılması hatalı bir davranıştır.

Devamı »

Kandida Albikans

Kandida vajinal enfeksiyonların mantar enfeksiyonu olarak bilinen tipi ve üreme çağındaki kadınlarda en sık rastlanılan enfeksiyon nedenleri arasında yer almaktadır. Mantarlar vajinada sıklıkla bulunurlar. Daha çok cinsel yolla bulaştıkları belirtilmesine rağmen bu konu tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Ancak tekrarlayan enfeksiyonlarda cinsel eşin enfeksiyon kaynağı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Vajinal kandida akut başlayabilir. En sık görülen belirtileri arasında, peynir kıvamında beyaz vajinal akıntı, kaşıntı, vulvada hassasiyet, ağrılı idrar yapma, cinsel ilişki sırasında ya da cinsel ilişki sonrasında ağrı yer alır. Vulva ya da vajinada şiddetli kaşıntı mevcuttur. Vulva da kaşıntıya bağlı ödem ve yaralar oluşur. Vajina kuru ve parlak kırmızı görünümdedir. Pelvik muayenede vulva ve vajinada beyaz pamukçuk tarzında, duvarlara yapışık akıntı gözlenir. Ancak tanı koymak için bu görünümün mutlaka her hastada olması gerekmez; pelvik muayene normal olsa bile semptoma yönelik değerlendirme yapılması gerekir. Beraberinde bakteriyel vajinozis ve trikomonas vajinalis görülebilir. Vajen pH’sı 4,5’in altındadır. Tanı tipik klinik bulguların görülmesiyle ve organizmanın mikroskobik olarak görülmesiyle ya da kültürde üretilmesiyle doğrulanır.

Devamı »

Hepatit B Aşısı

Avrupa ülkelerinde Hepatit B taşıyıcılığı çok düşükken, Asya ve Afrika’da bu oran oldukça yüksektir. Bu bölgelerde bulaşma anne karnında ya da bebeklik döneminde edinilir. Ülkemizin de içinde bulunduğu Ortadoğu ve Doğu Avrupa grubunda taşıyıcılık oranı yüz kişiden 7’si şeklindedir.

Hepatit B’den korunmada pasif korunma olarak bilinen yöntem, hastalığa bağışıklık kazanmış olan kişilerin kanlarından elde edilmiş serumdur.

Aktif korunma ise değişik hepatit türlerinin kombinesi ile hazırlanmış aşıdır. Aşılanan kişide hafif ateş gibi reaksiyonlar görülebilir.

Devamı »

Acil Doğum Kontrolü Nedir?

Acil Doğum Kontrolü, korunma sağlanmamış cinsel birlikteliği takiben, istenmeyen bir gebelik olasılığının, döllenmiş yumurtanın rahme yerleşmesinden önce engellenmesidir. Bireyler aile planlaması konusunda bilinçli ve istekli olsalar dahi, yöntemin kullanımında meydana gelen hatalar sonucu istenmeyen gebelikler meydana gelebilir. Cinsel bir tecavüz, hatalı doğum kontrolü kadınları istenmeyen bir hamilelikle karşılaştırabilir. Acil Doğum Kontrolü yöntemi ile bu tür istenmeyen gebelikler önlenebilir. Aynı zamanda Acil Doğum Kontrolü, postkoital kontrasepsiyon veya “the morning after pill” (ertesi gün hapı) olarakta adlandırılmıştır.

Acil Doğum Kontrolü yöntemleri, hamileliği engelleyici bir doğum kontrol şekli olarak kabul edilmemelidir. Bu yöntemler, döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesini durdurur. Ancak var olan gebelik etkilenmez. Bu yüzden acil yöntemler düşük yaptırma amaçlı düşünülmemelidir. Adet döngüsünün gününe bakılmadan, korunmasız cinsel ilişkiden sonra 72 saat ya da ilişkiden sonraki hafta içinde başvuran ve hamile kalmayı düşünmeyen herhangi bir kadın Acil Doğum Kontrolü yöntemi kullanımı için birer aday konumundadır.

Devamı »

Kızamık Aşısı

Aşı dönemi öncesinde milyonlarca ölüme neden olan kızamık, bugüne kadar bilinen en bulaşıcı hastalıktır. Dünya Sağlık örgütü verilerine göre, günümüzde tüm dünyada kızamık nedeniyle ölen çocuk sayısı, tek başına başka bir enfeksiyonun yol açtığı ölümlerden daha fazladır. Küresel bağışıklama programlarıyla her yıl 70 milyon kızamık vakası ve 2 milyon ölüm önlenebiliyorsa da, her yıl halen 30 milyondan fazla vaka ve yaklaşık 1 milyon ölüm görülmektedir. Canlı kızamık aşısının bulunmasından sonra kızamık kontrol altına alınmış, ama henüz tamamen ortadan kaldırılamamıştır.


Devamı »

Difteri

difteriBoğaz ağrısı, boğazda kabuklanma ve boğulma nedeniyle ölüm Hipokrat’ın yazılarına kadar dayanmaktadır . 2.yy’da Areteus hastalığın Mısır ve Suriye’den geldiğini belirtmiş ve hastalığa “Mısırlı ülseri”, “Süryani ülseri” gibi isimler vermiştir. Ancak hastalığa ilişkin salgınların tanımlanması 16.yy’ı bulmuştur.

Salgınlar 16. yy’da İspanya ve İtalya’da, 17. yy’da Fransa’da meydana gelmiştir. 1700’lerin başında İngiltere’de meydana gelen salgında tüm nüfusun %2,5’u ve tüm çocukların 1/3’ü ölmüştür. 18. ve 19. yy boyunca yaklaşık 25 yıllık aralarla büyük salgınlar tekrar etmiştir. 1821’de Fransa’nın güneyinde gelişen salgına kadar hastalık diğer benzer üst solunum yolu enfeksiyonlarından net olarak ayırt edilememiştir. Bu salgında Pierre Bretonneau ilk kez difterinin klinik özelliklerini tanımlamış ve 1826’da hastalığa Yunanca’da “deri” anlamına gelen “diphtheria” ismini vermiştir. Böylece hastalığın en önemli özelliği olan sert farenjiyal membranı vurgulamıştır. Ancak hastalığın diğer üst solunum yolları enfeksiyonlarından ayrımı 1800’lere kadar tartışılmaya devam etmiştir.

Devamı »

Kabakulak Aşısı

kabakulak
Kabakulak yüksek ateş ve halsizlikle kendini gösteren ve daha çok parotis bezinin akut ateş ve ağrı ile büyümesiyle beliren virüs kökenli bir hastalıktır. Hastalığın tek kaynağı insandır. Hastalığın bulaşıcılığı kızamık ve su çiçeğinden daha azdır. Bu açıdan salgın grip ve kızamıkçığa benzer. Sıklıkla 5-19 yaş grubunda görülür. Doğal enfeksiyon yaşam boyu sürer, ancak yaşam boyu süren doğal bağışıklık için ön koşul virüs ile sürekli karşılaşmadır.

Devamı »

Salmonella

salmonella

Salmonella, 1888 yılında araştırmacı Geartner tarafından et tüketimi sonucu şekillenen bir hastalık etkeni olarak bulunmuştur. Günümüzde salmonella kaynaklı gıda hastalıkları ABD, Almanya, Fransa gibi gelişmiş ülkelerde en sık olarak görülmektedir. Uluslararası canlı hayvan, yem, yem katkı maddeleri ve gıdaların ticaretinin yaygınlaşması ve turizmin yüksek oranlarda artmasına bağlı olarak yerkürenin hemen her tarafına taşınarak insanlarda hastalığa neden olmaktadır.

Salmonella %8 tuz konsantrasyonununda canlılığını koruyabilmekte, bu nedenle de sahil yakınlarındaki deniz sularından izole edilebilmektedir. Salmonella gıdalarda kullanılan koruyucu maddeler ile gıda endüstrisinde kullanılan dezenfektanlara karşı genellikle duyarlıdır.

Devamı »