Migren

Migren toplumda görülen en sık baş ağrısı türlerinden birisi olup genel nüfus içindeki sıklığı % 2-35’dir.

Migren sıklıkla ailesel olarak karşımıza çıkmaktadır. Klinik gözlemler migrenli çocukların % 70’nin ailesinde de migren baş ağrısı olduğunu göstermiştir. Hastalık ilk 30 yaş ve sıklıkla ergenlik döneminde başlar ve yaşla birlikte azalma gösterir.

Migren sıklık, şiddet, yerleşim yeri ve süresi çok değişken olan; periyodik olarak ortaya çıkan ve genellikle başın bir tarafına yerleşen; nöbetlere sıklıkla iştahsızlık, bulantı-kusma, ışık ve sese duyarlılığın eşlik ettiği bir baş ağrısı türüdür. Migren yaygın görülen tekrarlayıcı bir baş ağrısı bozukluğudur.

Bir migren atağı prodrom, aura, baş ağrısı, baş ağrısının sonlanması ve postdrom dönemleri olmak üzere beş bölümde incelenebilir. Migren atağında bu dönemlerin tamamı veya sadece biri görülebilse de, çoğu kez iki veya daha fazlası ile migren atağı tamamlanır.

Prodromal dönem: Baş ağrısı başlamadan saatler veya günler önce ortaya çıkabilen ve bu dönemde huzursuzluk, depresyon, nedeni bilinmeyen mutluluk hali, açlık, susama, yorgunluk, esneme, sık idrara çıkma, iştahsızlık ya da aşırı yemek yeme, kabızlık ya da ishal gibi psikolojik, özgül olmayan nörolojik belirtiler görülebilir.

Aura dönemi: Aura genelde 5–60 dakika kadar süren ve bitiminden sonra bir saati geçmeyen sürede baş ağrısının başladığı dönemdir. Aura genelde baş ağrısından önce ortaya çıksa da bazı olgularda bu iki dönem birlikte başlayabilir veya ağrı iyice yerleştikten sonra da ortaya çıkabilir.

Auralar görsel, motor, duyusal ve geriye dönebilir beyin sapı bozuklukları olarak dört grupta incelenir. Görsel aura kör nokta, zigzag çizgiler, ışık çakması, cisimlerin şekil ve hacimlerini bozuk algılama olarak tarif edilebilir. Motor auralar kas gücü veya konuşma zorluğu şeklinde olabilir. Dokunma duyusuna karşı artmış duyarlılık, karıncalanmalar ve algılama bozuklukları ise duyusal auraları oluşturur. Beyin sapı aurası olarak hareketlerde düzensizlik, işitme azalması, kulak çınlaması, baş dönmesi ve çift görme gibi bulgular görülebilir.

Baş ağrısı dönemi: Baş ağrısı genelde 4–72 saat sürer. Ancak 15 yaşından küçük hastalarda bu süre 1–72 saat olarak kabul edilir. Baş ağrısına nörolojik ve duygusal şikayetler de eşlik edebilir. Ayrıca iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal gibi gastrointestinal bozukluklar; görme bulanıklığı, ışıktan kaçınma gibi görsel bozukluklar; yorgunluk, depresyon, öfke, huzursuzluk gibi duygusal durumlar; baş dönmesi, hareket dengesizliği, çift görme gibi beyin sapı bozuklukları; motor bozukluklar; hipertansiyon, göz sulanması, kalp ritminin bozulması gibi otonomik bozukluklar migren baş ağrısına eşlik edebilen şikayetlerdir.

Ağrının sonlanma dönemi: Baş ağrısı şiddetinin azalmaya başlayıp sonunda ortadan kalktığı dönemdir.

Postdromal dönem: Bir çok migrenli hastada özellikle şiddetli baş ağrılarından sonra yorgunluk, neşesizlik, bitkinlik, huzursuzluk ve konsantrasyon güçlüğü görülebilir. Ayrıca bu dönemde kafa derisinde hassasiyet, kaslarda ağrı ve güçsüzlük, iştahsızlık ya da iştah artışı, mutluluk hali ya da depresyon görülebilir. Migren baş ağrısı ataklar halinde ortaya çıkar. Atak sıklığı senede birkaç ile haftada bir ya da iki atak şeklinde çok değişken olmakla birlikte, hastaların çoğunluğu ayda 1–4 ataktan şikayetçi olmaktadır. Migren atakları arasında şikayet görülmemektedir.

Ağrı başın bir yarısından başlayıp devam edebilir veya her iki yana yayılabilir. Ağrı zonklayıcı karakterdedir ve bu durum ağrının en önemli özelliklerinden biridir. Ancak az oranda da olsa zonklayıcı özellikte olmayan ağrıları görülmektedir. Ağrı orta veya şiddetli derecededir ve günlük aktiviteyi sürdürmeyi genellikle olanaksız hale getirir veya güçleştirir. Şiddetli ağrıya çoğu kez ışık ve sese karşı hassasiyet, bulantı ve kusma eşlik eder.

Birçok hasta bulantıdan yakınır. Ağrı ile birlikte veya öncesinde bulantı şikayeti görülebilir ve bu hastaların yarısı kustuğunu söyler. Nadiren ishal şikayetinden yakınırlar. Bulantı, migreni diğer baş ağrısı türlerinden ayırt etmede önemli bir belirtidir. Nörolojik bir diğer şikayet ise ışık duyarlılığıdır. Sese ve kokuya duyarlılık da olabilir.

Migrenli hastalar ataktan birkaç saat veya gün öncesinde bazı prodromal semptomlar gösterebilmektedir. Bunlar arasında depresyon, sebepsiz neşe veya aşırı sinirlilik gibi psişik değişiklikler, bazı özel gıdalara özellikle tatlı gıdalara karşı düşkünlük, aşırı su içme veya uyuklama gibi özellikler sayılabilir. Bazı hastalar ataktan saatler ya da günler önce şişkinlikten yakınırlar. Yüzük, ayakkabı ya da diğer giysilerin sıkı olduğunu ve bir miktar kilo aldıklarını bildirirler. Atak başladığında şişkinliğin çoğu kaybolur. Burun tıkanıklığı veya burun akıntısı olabilir, özellikle çocuklar ateşten yakınırlar.

Migrende bazı faktörler ağrıyı uyarabilir. Bunlar stres, stres sonrası rahatlama, dıştan gelen duyusal uyarılar (parlak ışık, yüksek ses, keskin kokular), başa gelen ani travma, adet dönemi, uykusuzluk, öğün atlama, bazı yiyecekler (çikolata, eski peynirler, yağlı yiyecekler, portakal, domates, soğan, fındık, salam, sosis, alkol gibi), egzersiz, doğum kontrol ilaçları, hormon tedavisi, bazı kan hastalıkları, aşırı ergotamin veya kafein alınışı, soğuk gıdalar, yükseklik ve mevsimlerdir.

Yorum Yaz