Kuru Göz Nedir?

kuru göz Net ve keskin görmeyi etkileyen faktörlerden biri; düzgün ve iyi nemlenen oküler yüzeydir. Oküler yüzeyin iyi nemlenmesi; yeterli gözyaşı miktarı, uygun gözyaşı kompozisyonu, göz kapaklarının iyi kapanması ve düzenli kırpma fonksiyonu ile sağlanmaktadır.

Tarihte ‘kuru göz’ terimini ilk dile getiren kişi İsveç oftalmolog Henrik S.C.Sjögren’ dir. 1933 te ‘Zur Kenntnis der Keratoconjunctivitis sicca’ makalesinde kuru göz, kuru ağız ve eklem ağrısı triadını bildirmiştir. Holly ve Lemp, 1977’de müsin, aköz ve lipid tabakaların oluşturduğu, üç tabakalı gözyaşı modelini tanımlamıştır.

Yıllarca, kuru göz hastalığının gözyaşının aköz komponentinde azalmaya bağlı olduğu düşünülmüş fakat daha sonra, bu tanımlamanın, multifaktöryel olan hastalığı tam olarak anlatmadığı anlaşılmıştır.

Kuru göz çalışma grubunun (National Eye İnstitute Dry Eye Workshop), 1993 yılında yaptığı çalışma sonucu, kuru göz hastalığı yeniden tanımlanmıştır : ‘ Kuru göz, gözyaşı yetmezliği veya gözyaşının fazla buharlaşması ile oluşan; oküler yüzeyde hasar ve hastada oküler rahatsızlık semptomlarına sebep olan gözyaşı bozukluğudur’. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kuru göz patogenezinde; inflamasyonun da yer aldığını göstermiştir. Patogenezde inflamasyonun anlaşılması, 1993 yılında Kuru göz çalışma grubunun yaptığı kuru göz tanımını yenileme ihtiyacını doğurmuştur.

2006 yılında yapılan 17 uzmanın bir araya geldiği, kuru göz tedavi algoritması oluşturulan Delphi panelinde, aynı zamanda kuru göz için yeni bir terim gündeme gelmiştir: disfonksiyonel gözyaşı sendromu.

2007 de yapılan Uluslararası Kuru Göz Çalışmasında (International Dry Eye Workshop – DEWS) kuru gözün tanımı, yeni bilgiler ışığında değiştirilmiştir: ‘Kuru göz, oküler rahatsızlık semptomları, görme bozukluğu, gözyaşı instabilitesi ve oküler yüzey hasarına yol açan; gözyaşı ve oküler yüzeyin multifaktöryel hastalığıdır. Gözyaşı osmolaritesinin artışı ve oküler yüzeyin inflamasyonu ile beraber seyretmektedir.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda, ilgi, oküler yüzeyin immünolojisine yoğunlaşmış ve immünmodülatör ilaçlardan bazıları, tedavi seçenekleri arasında yer almaya başlamıştır.

Yorum Yaz