Diabet

Şeker hastalığına tıp dilinde Diabetes Mellitus olarak adlandırılmaktadır. Havuz anlamındaki diabetes ve tatlı, bal anlamı taşıyan mellitus kelimelerinin birleşimi ile oluşmuştur. Hastalık ilk defa Kapadokyalı hekim Aretheaus tarafından adlandırılmıştır. Diyabetiklerde kangreni ilk defa tanımlayan ise İbni Sina’dır. 1679’da diabetiklerin idrarında, 1779’da kanında şeker olduğu tespit eidlmiştir. Paul Langerhans 1890 yılında diyabet hastalığının pankreasta bulunan beta hücrelerinin hasar görmesi ile oluştuğunu ispat etmiştir. Binlerce yıl ölümcül bir sorun olan hastalık insülin kullanımının başlaması ile sadece kronik bir hale gelmiştir. hastalık haline dönüşmüştür.

Diyabet, psikiyatrik ve psikososyal yönleri de olan bir hastalıktır. Hastalık fiziksel sorunlarının yanı sıra; ruhsal, duygusal, psikoseksüel, eş/partner ilişkilerinde bir dizi sorun ve çatışmaları gündeme getirmektedir. Kan şekeri ve düzensizlikleri beyni ve ruhsal işlevleri etkileyebilir, aksine ruhsal ve duygusal durum da kan şekerini etkileyebilmektedir.

Diyabet, insülin yokluğu veya etkisindeki yetersizlik sonucu ortaya çıkan, belirgin biyokimyasal özellik gösteren, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkileri olan ilerlemiş ve sürekli komplikasyonları ile hastanın yaşam kalitesini azaltan, sosyal ve ekonomik maliyeti yüksek, tamamen tedavisi olmayan endokrin bir hastalıktır.

Tüm dünyada, oranının yaklaşık %2.6 olduğu düşünülen ve bu nedenle sık görülen bir hastalık olarak değerlendirilen diyabetin ülkemizdeki görülme oranı yaklaşık olarak % 3 civarındadır.

Yorum Yaz