Ağız Sağlığını Kötüleştiren Davranışlar

İnsanlar genelde ağız hijyeni sözkonusu olduğunda biraz tembelleşir. Diş sağlığının ihmal edilmesinin ciddi sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır. Daha sağlıklı bir ağız için kötü diş alışkanlıkları bilinmeli ve bunlardan kaçınılmalıdır.

Dişleri fırçalamak sağlıklı bir davranıştır. Fakat dişler ağız içi yüzeyin sadece yüzde beşini oluşturur. Dişleri fırçalamak yerine tüm ağız içini fırçalamak daha sağlıklı olacaktır. Dişlerin ön ve arkaları, dil ve yanak içleri, dudak ve damaklar da rahatlıkla fırçalanabilmelidir.

Dişleri fırçalarken sert hareketlerin yapılmasının temizleyiciliği arttırdığı düşünülse de bu aldatıcıdır. Sert fırçalama aksine diş ve çevresinin yıpranmasına ve çizilmesine dolayısıyla ağız içi travmaların gelişmesine neden olur. Diş etlerinin gerilmesi ile gözeneklerin mikropların girmesine daha açık hale geldiği de görülmektedir. Sert fırçalama döngüsü diş kayıplarına kadar devam eder. Dişler yumuşak bir şekilde fırçalanmalıdır.

Devamı »

Meyve ve Sebzeler Nasıl Yıkanır

Avrupa EHEC virüsü ile sarsılıyor. Virüsü taşıyan besinlerin yeterince temizlenmemesi ile bulaşması kolaylaşan hastalık onlarca can aldı ve almaya devam ediyor. Bir buzdolabının en kirli parçası içinde bulunan besinlerdir. Satın alınan herhangi bir sebze ya da meyve taze mantar, küf ve gram başına 2 milyon bakteri taşıyabilmektedir.

Bizler besin hazırlarken oda sıcaklığında, musluk suyu ile yıkamanın yeterli olduğunu düşünürüz. Bu bazı durumlarda besin üstündeki bakterilerin yüzde 98’ini giderse de kalan %2’lik bölüm hala tehlike oluşturmaya devam etmektedir.

Meyve ve sebzeleri yıkarken dikkat edilmesi gereken kurallar vardır.

Kabukları yenilebilir meyve ve sebzeler – ki bunlar elma, şeftali, domates, kabak, biber vb.dir- akan suyun altında 30-60 saniye tutulur ve fırçalanır. Kabuğu yenilebilen ancak fırçalandığında hasar görmesi muhtemel besinlerde parmakla ovma yoluna gidilmelidir. Ovma inatçı bakterilerin büyük çoğunluğunu ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır.

Devamı »

Güneş : Dost mu, Düşman mı ?

Her yıl milyonlarca insana cilt kanseri teşhisi konuluyor. Cilt kanser ve hastalıklarının en büyük nedenlerinin başında ise güneşten korunmama ve direkt güneş ışığına maruz kalma geliyor. Aslında cildin güneşten korunabilmesi için pek çok seçenek var, ancak insanlar güneşi tehlike olarak algılamıyor ve hastalıklara davetiye çıkarıyor. Güneş içerdiği D vitamini ile vücudumuza gerekli ancak zararları yararlarının çok önüne geçebiliyor.

Güneşten korunmak için öncelikle kulandığımız giysilerin kumaşlarına dikkat etmeliyiz. Koyu renkli giysiler açık renkli giysilere, sentetikler pamuklulara göre daha zararlı kabul ediliyor. Aynı şekilde ıslak kumaşlar, kuru kumaşlara oranla zararlı. Seçilen giysi ve şapkaların mümkün olduğunca sık dokunmuş ancak hafif kumaşlardan üretilmesi gerekiyor.

Güneş kremleri sanıldığı gibi kozmetik ürünler değil sağlık için gereksinimdir. Güneşe çıkmadan önce mutlaka güneşe karşı koruyucu olan kremler sürülmelidir ve bu kremlerin koruyuluğu en az 15 faktör olmalıdır. Güneş koruyucu mümkün olduğunca kalın bir tabaka olarak sürülmelidir. İnce bir tabaka ile kalın bir tabaka arasında yüzde 50 civarında bir koruma farkı ortaya çıkmaktadır. Çok terliyorsanız ya da suya girecekseniz suya dayanıklı bir güneş kremi seçmelisiniz. Güneş kremlerinin pek çoğu anında etkili değildirler. Bu yüzden güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce sürülerek cilt tarafından emilmesi sağlanmalıdır. Gerektiği durumlarda krem tazelenmelidir.

Devamı »