Kanser ve Sigara

Dünya genelindeki ölüm nedenlerinin içinde birinci sırayı Akciğer kanseri almaktadır. Erkeklerde ikinci, kadınlarda ise üçüncü sırada görülen bir tümördür. Tüm kanser ölümlerinin yüzde 18’i akciğer kanseri nedeniyledir. Akciğer kanseri görülme sıklığı kadınlarda erkeklere oranla daha hızlı artış göstermektedir. On yıllık bir dönemde erkeklerde %14,3 bir artışa karşılık, kadınlarda %81 artış olmuştur. Bu sonuçlarda sigara içme alışkanlıklarında değişmenin rolü olduğu düşünülmektedir. Görülme sıklığı yaşla artmaktadır.

Akciğer kanseri kanser ölümlerinde başlıca faktör olmaya devam etmektedir. Çoğunlukla sigara kullanımı ile ilişkili olmakla birlikte, akciğer kanserinin altında yatan genetik yatkınlık şüphesi üzerine de yoğunlaşılmıştır.

Devamı »

Gebeliği Riskli Hale Getiren Sağlık Sorunları

Bazı anne adaylarında bulunan hastalık geçmişi gebeliği süresince, anne ve bebek sağlığını riske sokacak durumlara neden olabilir.

Bu hastalıkları sınıflamak gerekirse romatizma kökenli ya da doğuştan olan kalp hastalıkları, hipertansiyon, astım, kan pıhtılaşma sorunları gebeliğiriske sokan kalp ve damar hastalıklarıdır.

Devamı »

Fibromiyaljinin Belirtileri

Fibromiyalji hastalarının en önemli şikayeti ağrıdır. Eklemden ya da kemikten mi olduğu anlaşılamayan ve genellikle tüm vücuda yayılmış bir ağrı vardır. Sırt ve boyun bölgelerinden başlayarak tüm vucuda yayılır. Ağrı yanıcı, sızlayıcı ve simetriktir. Yani vucutta sağ, sol ve bel altı-üstündedir.

Ağrı gün içinde şiddetini değiştirir. Havanın soğumasu, nemlilik, çevre olayları, travmalar ve yorgunluk nedeni ile ağrı yön ve şiddet değiştirebilir. Hastanın tıbbi tedaviye başvurmasında ilk belirti bel ağrısıdır. Bunu diz, ayak, boyun, el ve kol, omuz, sırt, kalça ve son olarak göğüs ağrısı izlemektedir.

Hastalarda özellikle sabahları belirginleşen bir tutukluk vardır. Bu duygu gün boyu devam edebilir. Tüm vucuda yayılır ancak hastanın faaliyetlerini etkilemez. Tutukluk diğer şikayetler arttıkça artan bir belirti değildir.

Devamı »

Sezaryen Nedir

Sezaryen, karnın ön yüzeyi ve rahimde açılan kesilerle operasyonel olarak doğum yapılmasıdır. Normal yolla doğum yapmanın mümkün olmadığı koşullarda ya da doğum eyleminin hemen sonlandırılması gereken durumlarda uygulanması gereken sezaryen son yıllarda doğum sancısı çekmek istemeyen anne adayları tarafından tercih edilir duruma gelmiştir.

Devamı »

Meme Başı Ağrısının ve Çatlaklarının Önlenmesi

Emzirmeye bağlı meme başı ağrısı ile çatlakların önlenmesi için pek çok öneri bulunmaktadır. Öncelikle emmenin hasar verici etkisini azaltmak için bebeğin doğru bir şekilde memeye yerleştirilmesi gerekir.

Bunun için bebeğin sadece meme başını değil, etrafındaki areolanın 2,5-3 cm. kadarının da kavramasını sağlamak gereklidir. Emzirme sırasında, bebeğin ağzının köşeleri ve dilinin değdiği bölgeler en çok baskı altında kalan kısımlardır. Bu nedenle ağrıyı ve çatlağı önlemek için her emzirmede basınç noktalarını değiştirmek amacıyla farklı bir emzirme pozisyonu denenmelidir.

Devamı »

Diyabetin Risk Faktörleri

Diyabetin belirtileri çok çeşitli ve anlaşılması zor olduğu için, bu hastalığa yakalanma riskleri yüksek olan bireyleri tespit etmek oldukça önemlidir. Aşırı kilolu bireyler büyük çoğunlukla tip 2 diyabet riski taşımaktadırlar. Gerçekte de, bu hastalığa yakalanan bireylerin %60-90’ı aşırı kilolu bireylerdir. Kalıtım da bir başka risk faktörüdür. Tip 1 diyabette genellikle genetik hassasiyet hem anne, hem de babadan kalıtım yoluyla alınmaktadır. Bunun yanında soğuk havaya uzun süre maruz kalmak, virüsler, erken yaşta yapılan diyet de tip 1 diyabetin oluşmasına neden olabilir.

Devamı »

Yara İyileşmesini Etkileyen Fizyolojik Faktörler

Bir vucudun özellikleri yaraların iyileşmesini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir.

Yara dudaklarının bir araya getirilmesi için aşırı kuvvet sarf ediliyorsa yara geriliminden bahsedilir. Cildin hareketli olduğu bölgelerdeki yaralar ve ciltte doku kaybının yoğun olduğu yaralarda buna eğilim özellikle fazladır. Bu mekanik gerilme ile dokuda kan akımı duracak, sıkı dikişlerden dolayı doku dış kısmından yırtılacak ve derin bölgelerde ölü doku alanları artacaktır. Hareketli bölgelerde yara alanı koruma ile sabitleştirilerek hareketliliği engellenebilir.

Devamı »

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk obsesyon ve kompulsiyonları içeren bir kaygı bozukluğudur. Zihinde tekrarlayan düşünce, dürtü veya imgeler obsesyon, obsesyonlar sonucu oluşan motor davranışlar ise kompulsiyon olarak nitelendirilmektedir.

Obsesyonlar istenmeyen, rahatsız edici, gerçek olmayan düşünce, duygu ve imgelerdir. Klinik anlamdaki obsesyon, herhangi birinin sevdiği birini ya da hayallerini tekrar tekrar düşünmesinden farklıdır. Obsesyonlar zihne zorla girer, kaygı uyandırır ve genellikle korkutucu imgeleri ya da agresif dürtüleri içerirler. En çok görülen obsesyon türleri mikrop ya da hastalık kapma korkusu, vücut salgılarından iğrenme, bir işi tam yapamamış olma düşüncesi, bir suç işleme ya da birine zarar verme korkusu, küfür etme ya da uygunsuz bir söz söyleme korkusu, dine uymayan ya da cinsel içerikli düşüncelerden korkmayı içerir.

Devamı »