Ani işitme Kaybının Belirtileri


Ani işitme kaybı isminden anlaşılacağı üzere birdenbire ortaya çıkan, genellikle tek bazen çift tarflı işitme kaybı ile başlamaktadır. Vakaların neredeyse yarısında hastalar sabah uyandıklarında duyamadıklarını farketmekle birlikte diğer bir önemli grup ise telefon görüşmesi gibi direkt kulağa hitap eden bir sesle karşı karşıya kaldıklarında farketmektedirler.

Tek kulakta görülme daha sıktır, ancak toplam hastaların yüzde onunda iki kulakta birden işitme kaybı olabilir.

Devamı »

Kronik Yaralar

Vücudun dış veya iç yüzünde ya da herhangi bir organ veya dokuda travma yada ameliyat neticesi veya diğer birçok sebeplerden meydana gelen kesik, parçalanma, doku harabiyeti gibi doku kusurlarına, yani devamlılığın bozulmasına ve normal iyileşme süresinde iyileşememesine kronik yara denir. Normal iyileşme süreci ortalama 3 hafta olmakla birlikte kronik yara deyimi uygun tedaviye rağmen 4-8 hafta içinde iyileşemeyen yaralar için kullanılmaktadır.

Kronik yaraların sınıflandırılması, hastalığın seyrinin izlenmesi ve tedavinin yönlendirilmesi açısından önemlidir. Herhangi bir klinik belirti veya şikayetin altında yatan nedenin belirlenmesi, eğer bu neden kontrol edilebiliyorsa çok önemlidir. Tedavi yaklaşımı, yara oluşumunun nedenine yönelik olmalıdır.

Devamı »

Boyun Ağrısı

Boyun ağrıları insanların karşılaştığı en sık ve en yaygın problemlerden biridir. Bel ağrılarından sonra en çok görülen ağrılardandır. Nüfusun üçte birinde hayatları boyunca en az bir defa boyun ağrısı şikayeti yaşanmaktadır. Ciddi rahatsızlık ve iç gücü kayıplarına neden olabilir.

Boyun ağrısının pek çok nedeni bulunmaktadır. Romatizmal hastalık, kemik erimesi ve özellikle metastazlar boyun ağrısının önemli nedenlerindendir. Görülme sıklığı cinsiyet, yaş ve genel sağlık durumundan etkilenen boyun ağrısında sigara kullanımı ve spor yapılmaması ile meslek faktörleri de oldukça önemlidir. Doğumsal bazı anormallikler de kronik boyun ağrısına sebep olur.

Devamı »

Otizm Nedir?

Otizm ilk 3 yaşta ortaya çıkan ve hayat boyu devam eden, kişinin iletişim, sosyallik, dil kullanımı ve diğer pek ok alanda hayatını etkileyen bir gelişim sorunudur. Otizmin boyutları ve şiddeti kişiler arasında değişmektedir. Sosyal gelişim geriliği olan otizmli bireyler, normal akranlarıyla sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler. Duyguları anlamakta ve ifade etmekte zorluk yaşarlar. Diğer insanlarla göz kontağı kurmaktan kaçınır, iletişime cevap vermezler. Kucaklanmaya ve göz kontağı kurmaya karşı tepkisizdirler ve bazen bunlara olumsuz tepkiler gösterebilirler.

Devamı »

DEPRESYON

Depresyon sık görülen, tekrarlayıcı, tedaviye iyi yanıt veren, tedavi edilmediğinde ise kronikleşme ihtimali yüksek, intihar gibi ağır sonuçları olabilen bir duygudurum bozukluğudur.

Depresyonun semptomlarını, duygudurumda elem-keder yönünde artış, düşünce içeriğinde değersizlik ve yetersizlik, düşünce akışında yavaşlama, psikomotor alanda bastırma veya nadiren duygu sömürüsü, uyku düzeninde ve iştahta değişiklikler, cinsel alanda aktivite azalması veya sorunları oluşturmaktadır.

Devamı »

SİGARANIN AKCİĞERLERE ETKİLERİ


Sigarada farmakolojik olarak aktif, hücreleri öldüren, hücre yapısını değiştiren ve kansere neden olan 4000den fazla madde vardır. Bu maddelerden bazıları direkt mukozaya etki ederken diğerleri kana geçer veya tükrükte eriyerek yutulur. Sigara içenlerin akciğerlerindeki alveolar makrofajları belirgin oranda artmıştır ve bu hücrelerin metobolizmaları da bozulmuştur. Sigara içimi santral ve periferik hava yolları, alveol kapillerin yapı ve fonksiyonları ve akciğerin immun sistemini değiştirir.

Devamı »

İlaç Aşırı Kullanımına Bağlı Başağrısı

Sık başağrılı hastalar genelde ağrı kesici türü ilaçları aşırı kullanmaktadırlar. Primer başağrılarında akut tedavi amaçlı olarak ilaçların aşırı kullanımı “ilaç kötü kullanım” başağrısına yol açar. Hastalarda ilaç aşırı kullanımı kronik ağrıya hem bir yanıt olabileceği gibi hem de kronik ağrıya neden olabilir. Ek olarak ilaç aşırı kullanımı başağrılarını önleyici tedaviye daha dirençli hale getirmektedir.

Devamı »

Anne Sütünün Psikolojik Yararları


Kadınlar; bebeğin doğumuyla beraber anne rolünü de edinmiş olurlar. Bu nedenle, annelerin bebek doğduğunda birden çok rol beklentisine göre davranış göstermeleri ve bir çok ilişki türüne cevap vermeye hazır olmaları gerekmektedir.

Emzirme, bebeğin ruhsal gelişimi için son derece önemlidir. Emzirme, anne bebek arasındaki sevgi bağını ve iletişimi güçlendirir. Bununla birlike emzirme, kadının annelik güdüsünün gelişmesine de yardımcı olur. Bebeğe dokunmak anneyi rahatlatır, gevşetir, bebeği ile yakınlaşmasını sağlar ve bebeğine bakarken kendine güveni gelişir. Bebeğin beslenme ihtiyacını ve rahatını sağlayan anne başarı duygusu yaşar.

Devamı »