Hamilelikte Tarama Testleri


Gebeliğin sağlıklı devam etmesi, sonuçta sağlıklı anne ve bebeğe sahip olmak istenilen bir hedeftir. Gebeliğin saptanmasından itibaren düzenli aralıklarla yapılacak olan gebelik kontrolleri ve gebelikte yapılan tarama testleri gebelikte karşılaşabilecek sorunların en erken dönemde tanınmasına ve riski yüksek gebelikleri ayıklamasına yardımcıdır. Gebeliklerde kromozomal anomali görülme oranı 1/1000’dir. Bu sonuç bize bebeklerin kromozom anomalisi taşıması hususunda gebelerin risk altında olduğunu gösterir. Bu nedenle gebeler sık takip edilmelidir. Takipleri yapılırken mümkün olduğu kadar erken dönemde güvenilir sonuç veren tarama testlerine ihtiyaç duyulur. Bu testler riski yüksek olsun veya olmasın tüm gebelere uygulanmalıdır.

Devamı »

Vitamin B12 Eksikliğinin Belirti ve Bulguları

Karaciğerdeki vitamin B12 depoları eksiklik ve klinik bulgularının ortaya çıkmasını 5-10 yıl kadar geciktirir. Vitamin B12 eksikliğinin belirti ve bulgularını genel, kan bilimine ait, sinir ve ruh sağlığına ait ve diğerleri olmak üzere 4 gruba ayırabiliriz.

Genel belirti ve bulgularda, iştahsızlık, halsizlik,huzursuzluk, büyümede gerilik bulunur.

Kan bilimine ait bulgularda akyuvar sayısının az olması, pıhtılaşmanın azlığı, eritrosit,lökosit ve trombosit azlığıdır.

Devamı »

Kulak Çınlaması – Tinnitus

Kulak ÇınlamasıBir uyarıcı (ses kaynağı ) olmamasına rağmen kulak ve kafa içinde ses duyulmasına kulak çınlaması ya da tinnitus denir. İşitme sisteminde görülen en yaygın rahatsızlıklardan biridir.

Tinnitus, kişinin yaşam kalitesini etkileyen ve psikososyal sorunlara yol açabilen, işitme sisteminin sık görülen rahatsızlıklardan birisidir. Kulak çınlamasında dışarıdan gelen bir ses yoktur, ancak kişi bir ses varmış gibi kulak ve kafa içinde gürültüler hisseder. Genellikle sesler anlamsızdır. Ancak insan sesi ya da müzik sesi gibi anlamı olan sesler duyulan ve psikolojik bir sorun olan halüsinasyonla karıştırılmamalıdır.

Devamı »

Migren

Migren toplumda görülen en sık baş ağrısı türlerinden birisi olup genel nüfus içindeki sıklığı % 2-35’dir.

Migren sıklıkla ailesel olarak karşımıza çıkmaktadır. Klinik gözlemler migrenli çocukların % 70’nin ailesinde de migren baş ağrısı olduğunu göstermiştir. Hastalık ilk 30 yaş ve sıklıkla ergenlik döneminde başlar ve yaşla birlikte azalma gösterir.

Migren sıklık, şiddet, yerleşim yeri ve süresi çok değişken olan; periyodik olarak ortaya çıkan ve genellikle başın bir tarafına yerleşen; nöbetlere sıklıkla iştahsızlık, bulantı-kusma, ışık ve sese duyarlılığın eşlik ettiği bir baş ağrısı türüdür. Migren yaygın görülen tekrarlayıcı bir baş ağrısı bozukluğudur.

Bir migren atağı prodrom, aura, baş ağrısı, baş ağrısının sonlanması ve postdrom dönemleri olmak üzere beş bölümde incelenebilir. Migren atağında bu dönemlerin tamamı veya sadece biri görülebilse de, çoğu kez iki veya daha fazlası ile migren atağı tamamlanır.

Devamı »

Vajinal Enfeksiyonlar Neden Olur?

Her kadın vajinal enfeksiyon yönünden risk altındadır. Ancak bu riskin artmasına neden olan faktörlerin iyi bilinmesi ve ona göre önlem alınması gerekir.

Vajinal Duş : Hazne içinin yıkanması vajinanın doğal yapısını bozar. Vajen doğal ortamının bozulması mikroorganizmaların çoğalmasına ve zararlı mikroorganizmaların daha üst genital organlara ilerlemesine yol açar. Haftada birden fazla yapıldığında vajinadaki faydalı bakterilerin sayısının azalmasına ve doku direncinin düşmesine bağlı enfeksiyona yatkınlığı artırır.

Yetersiz Hijyen : Genital enfeksiyonların, kadının hijyenik alışkanlıklarıyla ilişkili olduğu, genital hijyen uygulamaları yanlış olanlarda genellikle enfeksiyonların arttığı bilinmektedir. Özellikle perine hijyeninin yanlış yapılması (arkadan öne doğru), anüsteki mikroorganizmaların vajinaya geçerek enfeksiyon oluşturmasına yol açar. Araştırmalar kadınlardan bazılarının uygun olmayan iç çamaşırı giydiğini ve pek çoğunun yeterli sıklıkta değiştirmediğini, genital bölge temizliğine ve adet döneminde hijyene gerekli önemi vermediğini ve hatalı davranışlar sergilediklerini, vajinal yıkamaya başvurduklarını, akıntıyı ciddiye almayıp tedavi olmadıkları ve kendi kendilerini tedavi yoluna gittiklerini göstermektedir.

Devamı »

Yaşlılarda Aktivite

Bir yaşam sürecinde genç yetişkinlikten orta yaşlara doğru gidildikçe gönüllü olarak iş yapma ilgi ve isteği artar. Boş zamanının fazla olması da yaşlı kimseye bu fırsatı verir. İlerleyen yaşta yapılan boş zaman aktiviteleri, daha pasif ve ev merkezlidir. Yaşlıların ev dışındaki kültürel aktivitelere harcadıkları zaman çok azdır. Yaşlılar, daha sıklıkla zamanlarını arkadaş ziyaretleri yaparak, radyo dinleyerek, televizyon (TV) izleyerek ve evde okuyarak geçirirler. Pek çok boş zaman aktivitesinin tersine okuyarak geçirilen zaman, yaşla birlikte artar. Tiyatro, sinema, spor ve gezi aktiviteleri yaşlılar tarafından daha az sürekliliği olan aktiviteler iken, TV izleme ve kitap okuma daha çok devamlılığı olan aktivitelerdir.

Yaşlılıkta bu durumun ve düşük sportif aktivite düzeyinin; vücut fonksiyonlarındaki değişkenlik, evlilik durumu, düşük eğitim seviyesi, erkek cinsiyeti, genetik, metabolik faktörler ve ilerleyen yaş ile bağlantılı
olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Devamı »

BEL AĞRISINDA EGZERSİZ TEDAVİSİ

Fizik tedavi ve fiziksel rehabilitasyonun ana alanı hareket sistemi hastalıklarıdır ve bunların hepsinde belli sınırlar içinde hareket sorunları vardır. Bu yönden egzersizler, tedavi ve rehabilitasyonun temel araçlarından biridir.

Bel ağrısı çeken hastalarda omurga hareketleri kısıtlanır, dayanıklılık azalır, kaslar zayıflar, genel kondüsyon bozulur. Normalde doğrultucu kaslar bükücü kaslara göre daha güçlü olmalarına karşın bel ağrılı hastalarda doğrultucu kaslar daha önce zayıflar. Oysa duruşun korunmasında doğrultucu kasların görevleri daha önemlidir.

Egzersiz tedavisi bel ağrısında yaygın biçimde kullanılan ve etkinliği kanıtlanmış bir yöntemdir.

Devamı »

Yumurtalık Kanseri

Yumurtalık kanseri, jinekolojik kanserler arasında serviks kanserinden sonra ikinci sırada yer alır ve kadın üreme sistemi kanserlerine bağlı ölümlerin yarısından fazlasını kapsar. Her yıl 23000 yeni vaka teşhis edilmekte ve bu vakaların 15000’i ölümle sonuçlanmaktadır.

Yumurtalık kanseri her yaşta görülmekle birlikte, genellikle 40 yaşın üzerindeki kadınları etkilemektedir. Erken evrelerde belirti vermediği için, hastalık teşhis edildiğinde kanserin ilerlemiş olduğu görülür.

Yumurtalık kanserinin kaynağında genetik faktörlerin etken olduğu düşünülmektedir. Risk yaşla birlikte artmaktadır. En güçlü risk faktörü, aile öyküsüdür. Hastalığın birinci derecedeki akrabalarda bulunması, riski daha da artırmaktadır. Bunun yanı sıra; daha önce doğum yapmamış olmak, kısırlık, çok erken yaşta çocuk sahibi olma, tek doğum yapmış olma, yakınlarında yumurtalık kanseri bulunması, sigara, alkol kullanımı, yağca zengin besinler tüketme, rahimde iltihaplı hastalıklar, adet yokluğu, erken menapoz gibi nedenler riski arttırmaktadır.

Devamı »